
4 senedir
yaşadığım “kasaba’yı” bırakıp gelmişim büyük bir şehre. Çok güzel yeni hayat,
yeni okul, yeni heyecan evet ama size açık konuşacağım darmadağın olduk. Bu
şehir bizi bitirdi, kasaba hayatındaki yaşantını büyük şehre uyarlamaya çalışmak
güzel bir Amerikan dizisini Türkçe’ye uyarlayıp berbat etmek ile aynı şeymiş
meğersem.
Hayat berbat değil ama alışma süreci dediğimiz süreç var ya gerçekten iyileşme süreci gibi bir şey.
Hastalıkta veya bir ameliyattan sonra olur ya o iyileşme süreci, çok ağrılı ve çok uzuuuuuuun süren bir süreç aynen öyle. Tek farkı biz ağrı kesici yerine alkol ile tedavi etmeye çalıştık bu alışma sürecini. İyileşme sürecinde hastaların yanında her zaman en yakınları olur ve acılarını biraz olsun dindirir ya benim yanımdaki insanlarda bu sürecin daha az acılı geçmesini sağladı. Dayanak noktalarım. Ev arkadaşım, kardeşim, tek dostum (şımarma) ve daha bir sürü insan tabii ki.
Hayat berbat değil ama alışma süreci dediğimiz süreç var ya gerçekten iyileşme süreci gibi bir şey.
Hastalıkta veya bir ameliyattan sonra olur ya o iyileşme süreci, çok ağrılı ve çok uzuuuuuuun süren bir süreç aynen öyle. Tek farkı biz ağrı kesici yerine alkol ile tedavi etmeye çalıştık bu alışma sürecini. İyileşme sürecinde hastaların yanında her zaman en yakınları olur ve acılarını biraz olsun dindirir ya benim yanımdaki insanlarda bu sürecin daha az acılı geçmesini sağladı. Dayanak noktalarım. Ev arkadaşım, kardeşim, tek dostum (şımarma) ve daha bir sürü insan tabii ki.
Bu eve taşınırken
ve ev arayışlarımızda her ne kadar birbirimizi bıçaklama yolunda olmuş olsak ta
eğer bu şehirde tek başıma olsaydım ve o dayanak noktalarım olmasaydı ben bu
kadar güçlü ve bu alışma sürecini atlatamazdım. Mutsuzdum çünkü, geldiğim anda
başımdan bir sürü olay geçti, fiziksel olarak değil, ama psikolojik olarak sarsıldım.
Etrafımdaki insanlar olmasaydı benim binamın temelleri sağlam olmasaydı,
dayanaklarım olmasaydı, çökerdim, moloz yığınından bir farkım olmazdı.
Hala daha benzer
bir süreç’ten geçiyorum çünkü gelecek kaygısı gibi bir şey var hayatımda, kendi
hayatımı kurmaya çalışıyorum.. Kurmaya çalışırken de zaten şu anda kurulu olan
hayatımı da mahfetmemeye çalışıyorum.. Dayanaklarım beni ayakta tutuyor.
Bunları farketmem ise beni daha da güçlü kılıyor. Ben çünkü her zaman güçlü
görünmeye çalışıp yardıma ihtiyacım olmadığını düşünüyordum, herşeyi kendim
yapabilirim!
Ama öyle bir şey yok arkadaşım. Yardım almak zayıflık göstergesi değil, gerekirse ağla, yapamıyorum de..Çünkü öyle bir durum olur ki, bataklığın içinde gibi oluyorsun çırpındıkça ve çabaladıkça daha beter batıyorsun.. Ama seni o bataklıktan kurtarabilecek tek şey sadece küçük bir yardım elidir..
Ama öyle bir şey yok arkadaşım. Yardım almak zayıflık göstergesi değil, gerekirse ağla, yapamıyorum de..Çünkü öyle bir durum olur ki, bataklığın içinde gibi oluyorsun çırpındıkça ve çabaladıkça daha beter batıyorsun.. Ama seni o bataklıktan kurtarabilecek tek şey sadece küçük bir yardım elidir..
Sonuçta herşeyi
tek başımıza öğrenemiyoruz, yürümeye çalışırken popomuzun üstüne 100 defa
düştük noldu? Anne babamız bizi tuttu kaldırdı, yine denedik yine düştük
sonuçta yürümeyi başardık.. Hoş gerçek hayatta kendi başına yürümeye başlarken
düşmen daha trajik oluyor, ağzın burnun dağılıyor mesela, ama olsun yine
kalkıyorsun yine devam ediyorsun..
Tam vazgeçecekken
bir el geliyor.. “Merak etme beraber halledeceğiz.” Cümlesi ile bütün
korkularını alıp götürüyor..
En dipdeyken kendini
en yalnız hissettiğin anda Kıbrıs’tan ablan geliyor mesela, buzluğunu
dolduruyor ve yanında olması bir anda senin yine kendin gibi hissetmeni
sağlıyor.
Kanın canın ne de olsa.
Getirdiği bulgur köftelerinin de tabii ki etkisi var ama öküzlük yapmayım şimdi.
Kanın canın ne de olsa.
Getirdiği bulgur köftelerinin de tabii ki etkisi var ama öküzlük yapmayım şimdi.
Sonuç olarak
insan’ın dayanak noktası olması lazım, en zor dururmda, en dipde olduğunda
tutunup tekrar ayağa kalmasına yardımcı olacak..
Benim birden
fazla dayanak noktam var mesela..
Hepsinin yeri
ayrı.. Hepsinin değeri farklı..
No comments:
Post a Comment